30 Eylül 2013 Pazartesi

28 Eylül 2013 Cumartesi

Agatha Christie // Doğu Ekspresinde Cinayet



           Agatha Christie okumalarının sonuna yaklaşırken artık yazmanın vakti geldiğinin farkına varmış bulunmaktayım. Bundan dolayı okuduğum ilk Agatha romanıyla yani Doğu Ekspresinde Cinayet ile başlıyorum.
           Doğu Ekspresinde Cinayet'in iki tane önemi var benim için. Birincisi uzun yıllar sonra okuduğum ilk Agatha romanı bu. İkincisi ise bu kitapla birlikte Hercule Poirot ile tanıştım. Sıralamayı göz önünde bulundurmamış olmam dolayısla "Ve Perde İndi"'yi okuduğum için Hercule ile kısa bir sürede vedalaşmış oldum ve bu beni hiç beklemediğim bir şekilde üzdü.
           Asıl konumuza dönersek...Kitabın sonunu en başından doğru tahmin edebildim. Yanlış anlamayın, bunun nedeni kitabın basit bir sonla bitmiş olması değil, daha önce bu kitabı okumuş olmam. Yine yanlış anlamayın, bu kitabı daha önce okumadım, daha doğrusu okuduğumu hatırlamıyorum. Ama sayfalar ilerledikçe kitabı daha önce okuduğum hissi peşimi bırakmadı. Büyük bir ihtimal yıllar önce okuduğum ama okuduğumu unuttuğum kitaplardan biri Doğu Ekspresinde Cinayet...
           Trendeki herkesin Samuel Ratchett ile bir geçmişinin olması açıkcası bana "yok artık" dedirtti. Tabi cinayetin büyük bir özenle planlanmış ve her şeyin iyi sahnelenmiş bir oyun olduğunu öğrenince bu rahatsızlığım da geçti.
           Açıkcası daha fazla bir şey yazamayacağım bu kitap hakkında. Çünkü anladım ki: Agatha Christie okumak ne kadar kolay ve zevkliyse onu ve kitaplarını anlatmakta bir o kadar zor.
          Son olarak bu kitabı elime aldığımda bitirmeden önce bir kez bile elimden bırakmadığımı belirtmek isterim.


                                                                     Tekrar görüşmek üzere... Mutlu okumalar :)

20 Eylül 2013 Cuma

SÜRPRİZZZZZZZZZZZ


        Sürpriz... Gerçek anlamda bir sürpriz yaşattılar bana bu sabah. Malum bu aralar sadece Agatha Christie romanları okuyorum. Bu sabah da elimde Agatha'nın Nil'de Ölüm kitabı vardı. Tam kitabıma odaklanmıştım ki kapının çaldığını farkettim. Tabi doğal olarak sinirlendim, kitabııma dalmışken beni bu şekilde rahatsız etmiş olmalarından dolayı. Doğan olarak kapıyı açtım ve kargonun geldiğini öğrendim. Beklediğim bir paket olmaması dolayısıyla şaşırdım önce. Kargonun Doğan Yayın Grubundan geldiğini öğrenince doğal olarak heycanlandım. Paketi nasıl açtığımı ben bile bilmiyorum. 
         Paketin içerisine gelince... İçerisinden "Hürrem Sultan'ın Çocukları" kitabı çıktı. Ee madem bir paket beklemiyordun, bu kitap nereden çıktı derseniz: Birkaç hafta önce internet üzerinden düzenlenen şu soru cevap yarışmalarından birine katılmıştım. Üzerinden zaman geçince ve kimseden ses çıkmayınca unutmutum bile. Meğer bu kitabı kazanan 20 şanslı kişiden biri benmişim. Tahmin edersiniz; çok mutlu oldum.Yakın bir zamanda, hatta belkide hiçbir zaman almayı düşündüğüm bir kitap değildi. Ama hediye edilen kitaba sevinmemek olmaz değil mi? Kütüphaneme yakışacağından eminim. Teşekkürler....


                                                                                           
                Ve size mutlu okumalar :)

Favori Yazarlarım


RÜYA // 1. BÖLÜM



     Mevsimlerden ilkbahar mı yoksa sonbahar mıydı, tam olarak hatırlamıyordu. Sadece o anın büyüsüyle gözlerini ağaçlara dikmiş, değişimin kokusunun ruhunu arındırmasına izin veriyordu. Evet, kesinlikle değişim rüzgarları esiyordu. Gereken ilhamı almış, biraz önce hayranlıkla seyrettiği ağaçları arkasında bırakmış, denize, dalgalara doğru yürüyordu. Ahhh bir de düşüncelerini kovabilseydi. Düşünceleri beyninden atabilse o zaman denize daha güvenle yürür, dalgaların kendisini almasını daha bir mutlulukla karşılardı. İşte ama o düşünceler... O düşünceler tüm cesaretini yiyip bitiriyordu. Cesaretini, özgüvenini, kendinden emin oluşunu, hayallerini, yani düşlerini...Düşünceler düşlerini alıp bir kenara atıyordu, sanki düşler birer paçavraymış gibi. Ama yine aynı şeyi yapıyordu, düşüncelerinin yapmaya çalıştığı şeyi sekteye uğratmasına izin veriyordu. "Düşünme, düşünmeyi kes.... Eğer düşünceleri kafandan atabilirsen her şey daha doğru olacak" diye kendini telkin ediyordu. Güzel değil, mutlu hiç değil ama doğru. Sonra inanılmaz bir şey oldu. Kendi kendine hayret etti. Çünkü denize doğru bir adım daha atmıştı, dalgalara bir adım daha yaklaşmıtı: O muhteşem sona, akıl almaz dinginliğe, huzura... "Evet, kesinlikle yapabilirim, doğru olan için, olması gereken için, yapabiliim" diye telkin etti bir kez daha kendini. Sanki Tanrının işine karışabilirmiş gibi acımayacak... "Acı bir his değil, acı en azından gerçek bir his değil" diye mırıldanıyordu denize doğru." Acı da bir his olabilir ama aşk, nefret, hayal kırıklığı gibi bir his değil" diye söylenmeye başladı, birazda sinirlenerek. "Sadece bir an hissedeceksin ve bitecek, korkmana gerek yok." Oysa hayal kırıklığı, mutsuzluk, aşk acısı, bunlar kalıcı hislerdi. Sizi yakıp kül eden, asla peşinizi bırakmayan, kalıcı, fazlasıyla yakıcı hislerdi.
        Tüm bunları kendine hatırlatarak, çünkü itiraf edemese de hala kendini ikna etmeye çabalıyordu, çoşkuyla bir adım daha atmaya kalkıştı denize doğru. Ama daha adımını bile atamadan bir ses onu durdurdu. Bir ses, herhangi bir ses "Rüya" diye bağırıyordu. Aslında çok iyi tanıdığı, hem de umduğundan fazla, hergün duyduğu ama artık duymaktan vazgeçmeye hazır olduğu bir sesti. O ses tekrar "Rüya" diye haykırdı. Ama dalgaların sesi o sesin kendisine ulaşmasına izin vermedi bu defa. İşte huzur diye düşündü, dalgaların da kendi tarafında olduğunu düşünerek. Sonra sürekli ertelediği sonun peşini bırakmayacağına emin olduğundan, arkasını dönerek, sanki denizi seyrediyormuş hissi uyandırarak, o sese el salladı. Bilmiyordu ki havaya kaldırdığı eli, içinde bulunduğu andan daha karanlık günlere selam veriyordu.


                                                                                                                                                                                         

17 Eylül 2013 Salı

AGATHA CHRISTIE OKUMALARI (15 - 30 Eylül 2013) EKLEME!!!



   Agatha Christie beni benden aldı....Beni kendisine o kadar hayran bıraktı ki onbeş günde okumam gereken dört kitaptan üçünü, yalnızca iki günde bitirdim. Eee geri kalan günlerde gidişatı bozup araya başka kitaplar sokacak değilim. Bu nedenle daha önceden okumaya karar verdiğim dört kitaba, üç tane yeni kitap ekledim.

   OKUYACAĞIM KİTAPLAR

On Küçük Zenci
Doğu Ekspresinde Cinayet
Cesetler Merdiveni
Fare Kapanı

EKLEDİĞİM KİTAPLAR

Ve Perde İndi
Nil'de Ölüm
Beş Küçük Domuz


                                                                                                          Mutlu okumalar :)



16 Eylül 2013 Pazartesi

Agatha Christie Okumaları Son Durum

Bu fotoğraf Biblio'nun sayfasından alınmıştır.


Agatha Christie okumalarına başlayalı henüz bir gün olmasına rağmen yarılamış durumdayım. Doğu Ekspresinde Cinayet'in akıbeti malum, ayın 15'i gelmeden okuyup bitirdim. On Küçük Zenci'ye gelince onu okumam yalnızca birkaç saatimi aldı. Şuanda ise elimde Fare Kapanı var. Onu da bugün içerisinde bitireceğimden eminim.


          Cesetler Merdivenini bu kadar çabuk bitirebilir miyim bilmiyorum. Yarın okulum açıldığı için vakit ayıramayabilirim. Ama malum ilk haftadan derslere fazla girmeyeceğimden dolayı onun için de bir boşluk yaratmaya çalışacağım. Dört kitap için ayrı ayrı değerlendirme yazılarımı ve tabi ki hepsinin sonrasında bu okumalarla ilgili genel yazımı yayınlayacağım. Şimdilik bu kadar.

                                                                                                                             
                                                                                                                      Mutlu okumalar :)

15 Eylül 2013 Pazar

AGATHA CHRISTIE OKUMALARI (15 - 30 Eylül 2013)


      Agatha Christie denince insanın aklına ilk ne gelir? Benim aklıma gelen şu: Henüz 11-12 yaşlarında küçük bir kız, babasının kütüphanesini hayran hayran seyretmek bu küçük kıza yetmemiş, sıra teyzesinin kütüphanesine gelmişti. Kütüphanenin hemen önündeki koltuğa oturmuş, kitapları seyre dalmış ve bir yandanda teyzesine kitaplarından ödünç alıp alamayacağını soruyor (o sıralar bu küçük kız henüz kendi kütüphanesini oluşturmaya başlamamıştı.). Teyzesinin evet yanıtı üzerine hemen kitapları daha dikkatle incelemeye, seçim yapmaya çalışıyor. İlk gözüne çarpan baya bir eskimiş, kapağı ilgisi çektiği için eve gitmeyi beklemeden açıp okumaya başladığı ve her cümlede daha bir merakla kitaba sarılmasını sağlayan bir eser. Ve bunu sağlayan, küçük kızı kendisine bu kadar bağlayan kitaba gelince: Agatha Christie - Koltuktaki Ölü. Zaman geçtikçe bu kız kitap kurdu olmuş, kendi kütüphanesini oluşturmaya başlamıştı. Ama nedendir bilinmez bir daha hiçbir Agatha Christie romanını okumamıştır. 
       Bahsettiğimiz kız şimdi artık 22 yaşına gelmiş bendeniz kütüphanesini oldukça genişletmiş ve Biblio sayesinde kitaplığındaki Agatha Christie eksikliğini farketmiş bulunmaktadır. Bu nedenledir ki zaten bir süredir takip ettiği Biblio'nun başlatmış olduğu bu okuma günlerine katılmaya karar vermiştir.
       Gerçeklere dönersek... 15 - 30 Eylül tarihleri arasındaki Agatha Christie okumalarına dahil olmamı sağlayacak olan kitaplar:

                          Doğu Ekspresinde Cinayet
                          Fare Kapanı
                          On Küçük Zenci
                          Cesetler Merdiveni


       Umarım mükemmel bir on beş gün geçiririz. Ve umarım en kısa sürede bu durum tekrarlanır. Teşekkürler Biblio :)


        Ayrıca belirtmeden geçemeyeceğim: Bugün Agatha Christie'nin doğum günü. Bu büyük yazar iyi ki doğmuş, yoksa bize onlarca değerli kitap bırakamazdı. Doğum günün kutlu olsun Agatha :)

  

                                                                                             Herkese mutlu okumalar :)


Not: Evet itiraf ediyorum :) 15 Eylül'ü bekleyemedim. Ve dayanamayarak bir gün önce oturup Doğu Ekspresinde Cinayet'i okudum ve bayıldım :) Bununla ilgili yazımı en kısa sürede yayınlayacağım.