Agatha Christie etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Agatha Christie etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Eylül 2014 Salı

Kütüphanemde Okunmayı Bekleyen Kitaplarım

     Eminim her kitap kurdunun başına gelen birşeydir.  Daha okunacak kitaplarımız olduğu halde kitap almaya devam ederiz.  Ben de devamlı kitap ala ala kocaman bir liste oluştu.  Nasıl,  ne kadar sürede okurum bu kadar kitabı bilmiyorum.  Bildiğim ve emin olduğum tek birşey var o da listedeki kitaplar bitmeden de ben kitap almaya devam edeceğim.  Benim için vazgeçilmez bir durum çünkü.
     Bugün de sizlere okunacak kitaplarım nelermiş onları göstereceğim.


Cassandra Clare çok sevdiğim bir yazar.  Özellikle Cehennem Makinaları serisi benim için çok özeldir.  Tabi Ölümcül Oyuncaklar'ı sevmediğim anlamına gelmiyor bu. Serinin final kitabı olan Cennet Ateşi Şehri'ni çıktığı ilk hafta almama rağmen henüz okuma şansı bulamadım.  Tamam itiraf ediyorum araya birçok Agatha Christie romanı girdi. Ama en kısa zamanda okuyacağım.  Yani öyle umuyorum. 


Zaten biraz önce Agatha'nın devamlı olarak araya girdiğini söylemiştim.  :) Ama bu aralar o kadar çok kitabını aldım ki okuduklarım kadar okumadıklarım da hala bekliyorum beni. Bu üç kitapla da sınırlı değil tabi.


Mesela bunlar da var. Gerçi 16.50 Treni'ni bu yıl içinde okumuştum zaten.  Ama maalesef elimde kitabı yoktu.  E-kitap olarak okumuştum.  Birkaç gün önce dedim madem Agatha koleksiyonu yapmaya çalışıyorum okumuş olsam da elimde olmalı bu kitap.  E almışken de tekrar okumamak olmaz.


E bir de bunlar var. Ölüm Dalgaları"nı alalı baya oldu gerçi ama kendisine karşı biraz mesafeliyim nedense.  İstem dışı valla.


Belki yeter bu kadar Agatha Christie diyeceksiniz ama yetmiyor işte.  Koltuktaki Ölü'yü okumuştum zaten ama o zamanlar çok küçüktüm. Hâliyle tekrar okuma vaktim gelmiş bulunuyor.  Cinayet Reçetesi'ni ise ilk kez okuyacağım. 


Valla bunlar son Agatha kitapları. Cesetler Merdiveni'nin durumu Koltuktaki Ölü ile aynı.  Mezopotamya Cinayeti'ni ise geçtiğimiz haftasonu sonu aldım.  Hatta aldığım sahafın sahibi yaşlı bir amcaydı ve Agatha Christie koleksiyonu yapmama şaşırdı. " Var mı hala Agatha okuyan gençler" diye sordu bana.  Var tabi dedim,  hatta o an direk aklıma iki blog sahibi geldi.  Olmaz mı hiç :D


Pretty Little Liars delisiyim, bunu bilmeyen var mıdır acaba? ! Şaka yapıyorum tabi, nereden bileceksiniz.  Şimdi öğrenmiş oldunuz ama. Benim için hayatta üç önemli soru vardır:  Geleceğim,  Doctor kim,  -A kim? 
Sahtekar ise PLL'nin kitabı.  Daha doğrusu PLL bu seriden uyarlama.  Sahtekar ise son kitabı. 


Yüz Karası ise Karnaval serisinin ilk kitabı.  Henüz okumaya fırsat bulamadıklarımdan.


İtiraf ediyorum,  bu kitap 2 yıldır yarısı okunmuş bir halde beni bekliyor.  Zaten bu kitap bir roman değil.  Tam Benim Tipim bir font kitabı.  Dolayısıyla biraz sıkıcı olabiliyor.  Hedefim bu yıl içinde kitabı bitirebilmek.  :)


Neil Gaiman çok sevdiğim bir yazar.  Daha önce Yolun Sonundaki Okyanus ve Ara Dünya kitaplarını okumuştum.  Yıldız Tozu ise en kısa sürede okumak istediklerim arasında.  


Terry Pratchett merak ettiğim yazarlardan.  Birkaç yıl önce Kış Ustası kitabını okumuştum.  Küçük Özgür Adamlar ise azımsanmayacak bir süredir kütüphanemde okunmayı bekliyor.  Kısa bir zamanda başlamayı umuyorum.  


Renkli Peçe'nin yıllar önce filmini izlemiştim.  Gayet beğenmiş, kitabının da olduğunu öğrenince alıp okumalıyım demiştim.  Yeni baskısı yapılmadığı için bulmam baya bir uzun süremi aldı ama sonunda kitaba kavuştum.  Kısa zamanda okuyabilirim inşallah. 


Ekmek Arası listede kaçıncı sırada yer bulur kendine acaba?


Uzun zamandır merak ettiğim bir kitaptı zaten . Bu kapağı görünce de almadan edemedim.  Okunacaklar listemde üst sıralarda yer alıyor. 


Halihazırda okuduğum iki kitaptan biri 24 Saat Açık Kitapçının Sırrı.  Bir iki gün içersinde biteceğini umuyorum.  Böylece listemden bir kitap daha eksilmiş olacak.


Yıllar önce bir dergide bir köşe yazarının Yerdeniz üçlemesi ile ilgili bir anısını okumuş ve anında seriyi okumaya karar vermiştim.  İlk iki kitabını okumuş olmama rağmen bu hala okunmayı bekliyor.  Serinin üç kitaptan oluştuğunu sanmayın.  Daha devamı var.


Alice'i bilmeyen yoktur zaten. Bir türlü fırsat bulup okuyamadım hala. Tanrılar Okulu içinde aynı şey geçerli. 


İtiraf ediyorum Kubbenin Altında kitabım yarım.  Dizisini izlemeye başlamış kitabını da okuyayım bari demiştim.  Ama önce izleyip sonra okumaya kalkınca kitap pekte akıcı olmuyor doğrusu. 
Oyun kitabı ise babamdan kalan bir kitap.  Yıllardır bir türlü okumaya cesaret edemedim.  Yıl bitmeden Oyun'u okumak hedeflerim arasında. 


Cehennem Makinaları serisini sevdiğimi söylemiştim zaten.  O seriyi okuyanlar bilir.  İki Şehrin Hikayesi Will ve Tessa için önemli.  Ben de okumalıyım bu kitabı demiş ve hemen kitapçıya gidip almıştım ama bir türlü okunma sırası gelmedi
Üç Silahşor ise okumaya başlayıp bir türlü bitiremediklerimden.  Tabi ki kısa sürede bitirmeyi istiyorum.  Ne kadar çok yarım kitabım varmış benim :D


Biliyorum,  yok artık diye haykırıyorsunuz ekrana doğru ama çok az kaldı.  Asil Kan'dan başlayalım.  Aslında alıp hemen okumayı planladığım bir kitaptı ama meğerse bu kitap bir serinin devamıymış.  İlk kitabını almaya da fırsatım olmadı hala. O yüzden şimdilik beklemede. 

80 Gün kitabını da büyük bir hevesle almış olmama rağmen sonrasında okuduğum olumsuz yorumlar sonucunda bir köşede okunmaya bırakıldı.  Bir cesaret okur muyum,  hala bilemiyorum. 
Köpek Düşlerini alır almaz okumuş,  ikinci kitabı İt Dalaşını ise sonra okurum diye kitaplığımın bir köşesine atmıştım.  Zavallı aylardır okunmayı bekliyor. 


Beni Seç serini büyük bir zevkle okumuş,  Saraydan Hikayeler kitabını da çıkar çıkmaz almıştım.  Aslında aldığım ilk gün kitabın yarısını okudum (Prens kısmını yani). Ama Aspen'i sevmediğim için midir nedir onun kısmını okumak gelmedi içimden.  En kısa sürede onu da bitirmek lazım. 
Kontes ise aslında annemin kitabı.  Geçen yıl kitap fuarından hediye olarak almıştım kendisine.  Annem okumuş, beğendiğini de söylemişti ama hala okuyacak fırsatım olmadı. 


Bu seriyi bilmeyen yoktur sanırım.  Serinin ilk kitabı olan Uyumsuz'u bir gecede bitirmiştim.  Devam kitaplarını almış olmama rağmen hala okumaya fırsatım olmadı malesef.  Malum liste uzun. 


Bu kitaplar neden hala okunmadı,  neyi bekliyorlar valla benim de hiçbir fikrim yok.  Halbuki çok merak ettiğim iki kitap.  Doctor Who hayranıyım bir de sözde.  Kendimi çok ayıpladım şuanda. 


Son olarak kitaplara toplu bir bakış ...


Baya uzun bir yazı oldu. Umarım okurken çok sıkılmamışsınızdır.  Sizden bir ricam olacak yalnız.  Bu kitaplardan birini veya birkaçını okumuş olan varsa, öncelikle şu kitabı okumalısın kesinlikle,  diye tavsiye verirlerse çok sevinirim.  Teşekkürler :)




























30 Ağustos 2014 Cumartesi

Agatha Christie - Noel'de Cinayet


Orjinal Adı: Hercule Poirot's Christmas
Yayınevi: Altın Kitaplar
Baskı: 7. basım / Nisan 2012
Sayfa Sayısı: 176




Agatha Christie' nin yarattığı en sevdiğim karakter olan pos bıyıklı Hercule Poirot yine iş başında.  Noel'de Cinayet kitabında tamamen tesadüf eseri, köyde bir arkadaşını noel için ziyarete gittiği sırada olaya el koyuyor.
Zengin, yardımsever ama bir o kadar da kendi çocuklarını küçümseyen Simon Lee,  tamamen bir oyun peşinde.  Amaç çocuklarını birbirine düşürmek. Ve bu amaçla yıllardır görmediği oğullarını biri çağırarak onlara noel'i birlikte geçirmek istediğini söyler. Öyle ya da böyle bütün çocukları hatta istediğinden daha da fazla insan noel için Simon Lee'nin evine toplanır.  Tabi söz konusu Agatha Christie olunca bu ailenin normal bir noel geçilmesini düşünemeyiz.  Henüz noel gelmeden Simon Lee,  kendi yaptıklarının cezasını çekerek,  odasında öldürülür.
Kitabı okurken herkesin katil olduğunu düşünebilirsiniz zaman zaman. Ama asla düşündüğünüz kişi katil değil.  Christie ' nin usta bir kalemle ele aldığı bu kitabı okurken bir an bile sıkılmayacaksınız.


20 Ağustos 2014 Çarşamba

Agatha Christie - Çarpık Evdeki Cesetler


  Agatha Christie ... Onun hakkında söylenebilecek hem çok fazla şey var hem de hiç yok. Onu tanımlarken kelimeleri çok dikkatli seçmek gerekli, zira kendisi benim için edebiyatın kraliçelerinden biri. Hal böyle iken tacının kitapları olduğunu söylemek yanlış olmaz. Onun yazmış olduklarını okumak ise benim için bir görev değil bir zevk.
    Agatha Christie ' nin en iyi beş kitabından biri olarak tanımladığı Çarpık Evdeki Cesetler'i okumak da benim için bir hayli zevkliydi.  Bana göre en iyi kitaplarından biri olduğunu söylemek henüz erken tabi ki. Önümde okunmayı bekleyen bir çok Agatha Christie romanı var daha. Ama kraliçemiz öyle diyorsa öyledir. Ve  şunu da eklemeliyim: onun kitapları içersinde beni en çok şaşırtan bu kitap oldu. Diğer kitaplarında katil tahmin ettiklerimden biri çıkarken Çarpık Evdeki Cesetlerde hiç beklemediğim hatta bu kişi asla olamaz dediğim kişi katil çıktı.
     Kesinlikle okunması gereken bir roman.  İtiraf etmek gerekirse bu kitaba karşı biraz mesafeliydim.  16.50 Treni, On Küçük Zenci ve Elmayı Yılan Isırdı kitaplarını okunduktan sonra daha bunun konusu beni fazla cezbetmemişti.  Ve Perde İndi,  Doğu Ekspresinde Cinayet kitaplarını da es geçmemek lazım. Ve beni affet kraliçe. Senin hiç bir kitabın için bu şekilde düşünmemeliydim. Ve teşekkürler Agatha,  böylesi güzel kitapları bize miras bıraktığın için.


Not: Agatha Christie romanlarını gerçekten çok seviyorum ama şuana kadar maalesef kronolojik sırayla okuyamadım.  Araştırma yapmama rağmen, itiraf ediyorum, ne bu konuda sağlıklı bir bilgiye ulaşabildim ne de onun kitaplarının tam listesine. Bu konuda bilgi verebilecek ya da doğru bilgiyi verebilecek adrese beni yönlendirebilecek kişiler var ise kendilerinin yardımlarını bekliyorum.  Şimdiden teşekkürler.
   
   

15 Mart 2014 Cumartesi

Alışveriş VOL. 4

     Kitap kitap kitap... Napolyon Bonapart nasıl para para para demişse yüzyıllar önce, sanırım bizim de kitap kitap kitap dememiz gayet normal. Birkaç gün önce kütüphaneme şöyle bir bakayım dedim: kitap kitap kitap diye başladım yeni kitap yeni kitap yeni kitap diye devam ettim. Fark ettim ki son zamanlarda birçok kitap almışım. Yeni kitap gibisi yok tabi ki. Ben her zaman paramı son kuruşuna kadar kitaplara harcayan bir insan olmuşumdur. Bu durumdan da gayet memnunum. Memnun olmadığım şey bununla ilgili son zamanlarda herhangi bir post yayınlamamış olmam. Bende ne yaptım? Son zamanlarda aldığım kitapları bir tarafa toparladım ve hemen hazırlıklara başladım.


 Öncelikle Cassandra Clare'in romanlarından başlayalım. Bir hevesle Kemikler Şehri'ni alıp okumaya başlayınca devamı da geldi. Önce Ölümcül Oyuncaklar serisi sonrasında ise kaçınılmaz olarak Cehennem Makineleri serisini aldım. Bu kitapların tamamını bir hafta gibi kısa bir sürede aldım. Tahmin edersiniz ki bütçem baya bir sarsıldı.


Bunlardan Kitap Hırsızı, Asil Kan, Köpek Düşleri ve İt Dalaşı kitaplarını birkaç gün önce bir süpermarketten çok uygun fiyatlara aldım. Asil Kan ve Kitap Hırsızı 10'ar TL iken diğer ikisine toplamda 12 TL verdim. Yani gayet uygun fiyatlara bu kitaplara sahip oldum. Kitap Hırsızı zaten uzun zamandır istediğim bir kitaptı. Böyle bir indirimle bu kitaba sahip olmak da bütçemin sarsıldığı bugünlerde bana iyi geldi.
Diğerlerine gelirsek: Yüz Karası Jonathan Holt'un Carnivia üçlemesinin ilk kitabı. İlk çıktığından beri devamlı olarak karşıma çıkan bu kitabı almadan olmazdı. 
Gareth Roberts'ın Doctor Who: Shada romanı hakkında bir şey söylemem gerek var mı? Tabi ki çıktığı ilk gün koştura koştura kitapçıya giderek kendisini aldım. Peki okudum mu? Hayır. Bu dönem okul beni bir hayli zorluyor. Her gün Kocaeli - İstanbul arası gidip geldiğim için de eve döndüğümde ölü gibi oluyorum. Dolayısıyla bu aralar pek fazla kitap okuyamıyorum. 
Senden Önce Ben, Böğürtlen Kışı, Elit ve Sonunda Ölüm Geldi ise doğum günüm vesilesiyle aldığım kitaplar. Hayır maalesef hediye değil. Kendi kendine hediye almayı sayarsanız değişir tabi.
Sana Soyundum ise niye aldığım dediğim kitaplardan. Yorum yok!



    Kemik Büyüsü'nü Kitap Hırsızı ve diğerleriyle birlikte süpermaketten aldım. İnanamayacaksınız ama bu kitap sadece 4.90 dı. Bir seriye dahil olan bu kitabı (Bakın bir seriye dahil diyorum hangi seri olduğunu bile bilmiyorum çünkü benim değil annemin takip ettiği bir seri.) maalesef okumayacağım. Bu kitabı anneme aldım ve takip ettiğim bir seri olmadığı için de ( Neden seriye başlamadığımı sormayın, ben de bilmiyorum.) benim pek bir işime yaramayacak. :(
    Avcı ise Jennifer L. Armentrout'un yazdığı Melez Sözleşmeleri serisinin 5. ve son kitabı. En kısa sürede okumam gereken kitaplar arasında yer alıyor ama sonuç ne olur bilemeyeceğim. Hayırlısı :D


Bu iki kitabı ise henüz bugün aldım. Agatha Christie tüm kitaplarına sahip olmak istediğim yazarlardan biri zaten. Kitapçıya gitmişken bir A.G. romanı almadan çıkmak olmazdı zaten.
John Green'in kitabına gelecek olursak: Aslında "Aynı Yıldızın Altında" kitabını almak amacıyla gitmiştim. Ama kalmamıştı maalesef. Yakınlarda başka kitapçı mı yok diyecek olursanız. Gittiğim alışveriş merkezinde toplam üç tane kitapçı bulunmakta ama bu kitapları aldığım kitabevinde % 30 indirim vardı. Dolayısıyla John Green diye de yola çıkınca bari Alaska'nın Peşinde'yi alayım dedim, pişman değilim.


Ve kitapların tamamı. Bu fotoğrafı birkaç gün önce çektiğim ve Ölüm Dalgaları ile Alaska'nın Peşinde'yi bugün aldığım için fotoğrafa dahil olamadılar. :D

Peki siz bu aralar kendinizi hangi kitaplarla mutlu ettiniz?

Bahar Okuma Şenliği 2014 (15 Mart - 15 Haziran)



      Bildiğiniz gibi 3 Kasım - 3 Mart tarihleri arasında Kış Okuma Şenliği yapılmış, başarısız katılımcılardan biri olmuştum. Maalesef listemi tamamlayamamıştım (Benim suçum değil, listemde yer almayan kitapların suçu. Şenlik kitaplarına sıra gelmiyordu bir türlü). Oysa bu sefer her şey farklı olacak (Dedim de ne yapacağım bakalım!) Bu sefer tamamlamayı umuyorum. Hem bu sefer daha hırslıyım, şenlik kitaplarına daha ağırlık vereceğim hem de Kış Okuma Şenliğine oranla daha rahat kategoriler var. Seçimlerimizi yaparken fazla kısıtlamalarla karşı karşıya kalmayacağız.
     Öyleyse "Bahar Okuma Şenliği" hazırlıklarımıza başlayalım. Kategorilerimi belirledim. Tabi ki geçen şenlikte olduğu gibi bu şenlikte de zaman zaman listem değişebilir. Daha iyi seçenekler çıkarsa karşıma neden olmasın, hayır demem. Gelelim bu şenlikteki listeme...

1. Kategori (10 puan) : Tavsiyelerine güvendiği birinin önerdiği bir kitap okuyanlara.
John Green - Alaskanın Peşinde (Maalesef çevremde kitap aşığı herhangi bir arkadaşım yok. Hatta kendilerinin hayatları boyunca bir elin parmağını geçmeyecek kadar kitap okuyan (aslında okumayan) kişiler. Dolayısıyla bu kategorideki kitaba karar verirken sevgili blog arkadaşlarımın yorumlarından yola çıkaran karar vermek zorunda kaldım.)
2. Kategori (15 puan) : Bir şiir kitabı okuyanlara.
William Shakespeare - Soneler
3. Kategori (15 puan) : Herhangi bir edebiyat ödülü kazanmış bir kitap okuyanlara.
Markus Zusak - Kitap Hırsızı (Bildiğim kadarıyla dört adet ödül kazanmış bir kitaptır. Bunlar: Deutscher Jugendliteraturpreis [ Merak etmeyin ben de okuyamadım :) ] / Ena Noel Award / Micheal L. Printz Award / Kathleen Mitchell Award.
4. Kategori (15 puan) : Bir öykü kitabı okuyanlara.
Richard Bach - Martı Jonathan Livingston
5. Kategori (20 puan) : Adında bir çiçek adı olan veya "çiçek" sözcüğü geçen bir kitap okuyanlara.
Joanne Greenberg - Sana Gül Bahçesi Vadetmedim
6. Kategori (20 puan) : Şimdiye kadar hiç bir kitabını okumadığı bir kadın yazardan kitap okuyanlara.
Mary Shelley - Frankenstein
7. Kategori (20 puan) : İlk kitabı 2010 yılında veya daha sonrası yıllarda çıkmış bir yazardan bir kitap okuyanlara.
Jennifer L. Armentrout - Avcı (Goodreads'e göre ilk kitabı 2011 yılında yayınlanmıştır.)
8. Kategori (20 puan) : Sinemaya uyarlanmış bir kitap okuyup filmini izleyenlere.
Jon Krakauer - Yabana Doğru / Film: Into Thé Wild - Özgürlük Yolu ( Kitap sinemaya farklı bir isimle uyarlanmış. )
9. Kategori (20 puan) : Kütüphanesinde ez uzun süredir okunmayı bekleyen o kitap. 
Charles Bukowski - Ekmek Arası
10. Kategori (25 puan) : Kendisi doğmadan en az 100 yıl önce yazılmış bir kitap okuyanlara.
Charles Dickens - İki Şehrin Hikayesi (1859) (İkisinden birine karar vereceğim.)
11. Kategori (25 puan) : Rus edebiyatından bir kitap okuyanlara.
Dostoyevski - Suç ve Ceza
12. Kategori (45 puan) : Aynı yazardan en az 1200 sayfa kitap okuyanlara.
Agatha Christie - Ölüm Dalgaları, Filler de Hatırlar,  Acı Kahve,  Üç Perdelik Cinayet, Ölüm Diken Üstünde, Çarpık Evdeki Cesetler.


31 Ocak 2014 Cuma

Agatha Chistie - 16.50 Treni



   Geri döndüm... :) Uzun zamandır kitaplarla ilgili post yazmıyordum farkındaysanız [Umarım yokluğumu farketmişsinizdir :( ]. İki hafta finallerle cebelleş, sonra bütünlemelere kal, onlara git gel derken bir türlü okuduğum kitaplarımı yorumlayamadım maalesef. Hiç kitap okumadığımdan değil, aksine bu sürede araya birçok kitap sığdırmayı başarmışım  ama yazı yazacak zaman bulamadım bir türlü. Kütüphanemde okunmuş kitapların hepsi bir yerde toplanmış, yorumlanmayı bekliyorlar. Neyse artık yavaş yavaş yazılarımı yazacağım. Öncelik olarak "Kış Okuma Şenliği" dahilindeki kitapları yorumlayacağım. Ayın 3'ü geldi çattı. Biliyorsunuz ki rapor verme zamanı yaklaştı. :) Bugün sizlere 16.50 treninde bahsedeceğim.
   Uzun bir aradan sonra Agatha Christie okumalarıma geri döndüm. Sahi üç aydan fazladır Agatha Christie okumuyordum. Bu nasıl bir boşluk yaratmış bende anlatamam. Agatha canmış meğerse. (16.50 Treni'ni e-kitap formatında okudum ve bir kez daha anladım ki elde tutulabilen kitap candır.)
    Esas rotamıza dönecek olursak A.C. yine harika bir iş çıkarmış. Karakterler, kurgu beni benden aldı. Özellikle Lucy Eyelesbarrow karakterine bayıldım. Bir Miss Marple romanı olmasına rağmen benim için bu kitabın bir numaralı karakteri Lucy'dir. Gerçi onun yerinde olsam o tarz bir hayat tarzı mı seçerdim bilmiyorum ama kendisini takdir etmiyor değilim.
   Kısaca kitabın konusundan bahsedecek olursak: Elspeth McGillicudy arkadaşı Miss Marple'ın ziyaretine gitmek amacıyla trene biner. Yolculuk sırasında aynı yöne gittikleri başka bir trenle yan yana geldiklerinde şans eseri diğer trende işlenen bir cinayete tanık olur. Buna kimseyi inandıramaz, onun hayal gücünün bir ürünü olarak bakarlar. Belki de bu tutumları normaldir çünkü ortada ceset falan yoktur. Polislere göre ortada herhangi bir ceset olmadığı için cinayet de yoktur. Yaşlı kadına yalnızca arkadaşı Jane Marple inanır ve söz konusu olan Jane Marple olduğuna göre; onun bu işin peşini bırakacağını düşünmek olanaksızdır.
  Öncelikle baştan söyleyeyim: Agatha Christie'nin okuduğum her kitabında katil hakkında bir fikir yürütebildim. Bazen birkaç kişi geçti aklımdan ama elbet biri tutuyordu. 16.50 Treni'nde  yine birçok kişiyi katil olmakla suçlamama rağmen aklımdan asla geçmeyen tek isim katil çıktı ya bravo Agatha dedim. O ana kadar adam hakkında herhangi bir şüphe yokken bir anda bütün oklar adamı gösterdi. Sonrasında dedim ki: "Anammm bu adamın katil olduğu baştan belliymiş." Tabi Agatha Christie Miss Marple aracılığıyla her şeyi anlattıktan sonra bu kanıya vardım. Bu açıdan kendisini kutlamak lazım. Kitap boyunca sağ gösterip sonunda sol yanımdan vurdu beni.
   Kitabı elinize aldığınızda asla bırakamayacağınızın garantisini verebilirim. Gerçi bu durum bütün Agatha romanları için geçerli.
   Son olarak sorarım sana Agatha: Lucy hangisiyle mutlu sona ulaştı? :)

20 Ekim 2013 Pazar

TEKİNSİZ BİR AGATHA CHRİSTİE OKUMASI [21 - 31 EKİM 2013]


    Ve günlerdir beklenen an geldi... Sonunda yine Biblio sayesinde Agatha Christie okumaları başladı. Tam on gün boyunca birbirinden harika Agatha Christie romanları okuyacağız. Tabi herkes kendi seçtiklerini okuyacak.
    Tekinsiz Bir Agatha Christie  okumalarında değişmeyen tek kitabımız Elmayı Yılan Isırdı tabi ki benim de listemde [ Biblio'nun bulduğu bu başlığa bayıldım :) ]. Bu süreç içerisinde okuyacağım diğer kitaplara gelince; listem biraz benim dışımda oluştu. Nedenine gelince, son zamanlarda o kadar çok kitap aldım ki ve kitap fuarı o kadar yaklaştı ki bu aralar kitap almam olanaksız. O yüzden Agatha'nın bulabildiğim e-kitaplarından en ilginçlerini seçmeye çalıştım.
   

                                                     Okuyacaklarım şunlar:

                                                       Elmayı Yılan Isırdı
                                                        Ve Ayna Kırıldı
                                                    Porsuk Ağacı Cinayeti



        Elmayı Yılan Isırdı'yı duruma uygun olduğunu düşündüğümden dolayı en sonra bırakmaya karar verdim. Daha sonrasında zaten filmini de izleyeceğiz. Ve evet sadece üç tane kitabını okuyacağım. Bunun nedenine gelirsek: Biraz önce söylediğim gibi bu aralar o kadar çok kitap aldım ki doğal olarak okunacaklar listem baya kabardı. Agatha Christie romanlarının dışında sırada bekleyen daha çok kitabım var ve onları boşlamak istemiyorum açıkcası. :)
        Umarım harika bir on gün geçiririz... Mutlu okumalar :)

4 Ekim 2013 Cuma

ALIŞVERİŞ VOL. 1

          Evetttt... Biri beni durdursun. Yine dayanamadım ve kendimi kitapçıda buldum. Amacımın kitap almak olmadığını belirtmeliyim. Çünkü henüz okumadığım, okunmayı bekleyen birkaç kitabım var. Sadece biraz kitaplara bakacaktım. Ama yine dayanamadım ve iki tane kitap aldım. Pişman değilim :)
          Aldığım kitaplardan ilki George Orwell'in Hayvan Çiftliği adındaki kitabı. Uzun bir süredir okumak istediğim bir kitap. Ama bir türlü fırsatım olmamıştı. Her seferinde almam gereken başka bir kitap oluyordu. Ama sonunda alabildim. Büyük bir zevkle okuyacağımdan eminim.


//ARKA KAPAK//

İngiliz yazar George Orwell (1903-1950), ülkemizde daha çok Bindokuzyüzseksendört adlı kitabıyla tanınır. Hayvan Çiftliği, onun çağdaş klasikler arasına girmis ikinci ünlü yapıtıdır. 1940lardaki reel sosyalizmin eleştirisi olan bu roman, dünya edebiyatında yergi türünün başyapıtlarından biridir. Hayvan Çiftliğini n kişileri hayvanlardır. Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerini sömüren insanlara başkaldırıp çiftliğin yönetimini ele geçirirler. Amaçları daha eşitlikçi bir topluluk oluşturmaktadır. Aralarında en akıllı olanlar domuzlar; kısa sürede önder bir takım oluştururlar, devrimi de onlar yolundan saptırırlar. Ne yazık ki insanlardan daha baskıcı, daha acımasız bir diktatörlük kurulmuştur artık. George Orwell, bu romanında tarihsel bir gerçeği eleştirmektedir. Romandaki önder domuzun, düpedüz Stalini simgelediği açıkça görülecektir. Öbür kişiler bire bir belli olmasalar da, bir diktatörlük ortamında olabilecek kişilerdir. Romanın alt başlığı Bir Peri Masalıdır. Küçükleri eğlendirecek bir peri masalı değildir; ama roman, bir masal anlatımıyla yazılmıştır.


                                                                            * * *
       

İkinci kitaba gelecek olursak... Tabi ki bir Agatha Christie romanı... Elmayı Yılan Isırdı...
Sevgili Biblio'nun blogunda yazdığı bir yazıda, yakın bir zamanda bu kitapla ilgili bir etkinlik planladıklarını müjdelediğinde hem çok sevinmiş hem de büyük bir meraka kapılmıştım. Eee madem hazır kitapçıya gitmişim, bu kitabı almadan mı çıkacaktım?! Bu kitabı da diğer Agatha Christie romanlarında olduğu  gibi büyük bir zevkle okuyacağıma eminim.



//ARKA KAPAK//

      Polisiye roman yazarı olan Adriadne Oliver, Woodleigh Common'da gençler için düzenlenen Cadılar Bayramı partisine davetlidir. Partide konuklar arasında, abartılı cinayet ve entrika hikayeleri anlatan bir genç kız da vardır. Çevresindekilerin oldukça ilgisini çeken genç kız, bir süre sonra elma dolu küvette ölü bulunur.
      Adriadne, kızın ölüm şekliyle anlattığı son hikayenin benzerliği konusunda düşünmeye başlar. Yoksa zavallı genç kızın hikayeleri düşünüldüğü kadar abartılı değil midir?
      Bu arada konuklar arasında bulunan Hercule Poirot ise kimlerin genç kızı susturduğunu düşünmektedir. Ama Cadılar Bayramı'nda katilin maskesini düşürmek hiç de kolay olmayacaktır. Üstelik Woodleigh'te hiç kimse genç kızın bir cinayete kurban olabileceğine inanmamaktadır...


                                       
                                                                            Mutlu okumalar :)

3 Ekim 2013 Perşembe

Agatha Christie // Fare Kapanı


 
  Bir Agatha Christie romanı daha sona ermiş durumda. Açıkçası bu kadının kitaplarını okumaktan zevk alırken bir yandan da üzülmüyor değilim. Çünkü okuduğum her Agatha romanında, başladığım serüvende daha çok yol almış oluyorum. Gün geçtikçe henüz okuma fırsatı bulamadığım kitaplarının sayısı azalıyor. Yani bir bakıma ondan uzaklaşıyorum.
     Her şeyi bir yana bırakıp kitabımıza gelirsek... Bu kitapta umduğumu bulamadım. Öncelikle kısa hikayelerden oluşması beni çok üzdü. Hikayenin en heyecanlı yerine geldiğimizde hikayenin de sonuna gelmiş oluyoruz. Her şeye rağmen bu kitapla birlikte Tommy ve Tuppence ile tanışmış oldum. Başka kitaplarda yine buluşacağımızı öğrenince sevindim. Her ne kadar benim için birer Hercule Poirot olamasalar da sevdim kendilerini. Talihsiz başladı onlarla serüvenimiz ama bundan sonra hikayemizin daha heyecanlı ilerleyeceğinden eminim. Tommy ve Tuppence sizlerle tanıştığıma memnun oldum :)


                                                                            * * *



Kitabımız hakkında genel ve aynı zamanda yüzeysel bir eleştiri yapmış bulunmaktayım. Ama bu kitap yalnızca bu ikilinin maceralarından oluşmuyor. Tommy ve Tuppence kitabın ikinci yarısını kaplarken ilk yarısında ise bizi Agatha romanlarına oranla yine de kısa ama tek bir konudan oluşan bir hikaye karşılıyor. Esas kitabımız... Fare Kapanı... 
Gidişat fena değildi açıkcası başlarda. Hatta sonlarına gelinceye kadar konu beni baya sardı, hatta heyecanlandırdı. Bir yandan kitabı okurken diğer yandan kafamda farklı farklı sonlar planlamadım değil. Kafamdaki bir çok son kitabın orjinal sonundan daha mantıklıydı benim için ve daha heyecan verici. Bu yönden bakınca Fare Kapanı da hayal kırıklığıydı benim için. Beklentilerimi karşılamadı. Halbuki kitabın konusunu ilk okuduğumda harika bir kitapla karşı karşıya olduğumu düşünmüştüm. Kısacası çok daha farklı ve çok daha iyi kurgulanabilirdi. Bizde daha bir memnun olurduk.
Sanırım çok fazla eleştirdim kitabı ama bunlar benim düşüncelerim ve düşüncelerim konusunda dürüst olmak istedim. Gerçi şunu da söylemeliyim ki: Kitabın konusu okuduğumda çok büyük bir beklenti içerisine girdiğim için hikaye beni tatmin etmedi. Ayrıca kısa hikayelerden hoşlanmadığım için de (Sadece Fare Kapanı 85 sayfa) memnun kalmadım. Zaten bu kitabı bilinçli olarak almadım. Yani alırken kitabın kısa hikayelerden oluşan bir derleme olduğunu bilmiyordum. Bu yönüyle benim hatam. Ama ne olursa olsun bu kitap bir Agatha Christie yapıtı. Okumadan geçmeyin.


                                                                  Mutlu okumalar :)

2 Ekim 2013 Çarşamba

Agatha Christie // On Küçük Zenci


    Bu kitaba bayıldım. Okuduğum Agatha Christie romanlarının içinde en çok bunu sevdim. Gerçi şunu da belirtmeliyim ki şuana kadar sadece altı tane A.G. romanı okudum. (Küçükken okuduğum Koltuktali Ölü'yü saymazsak). (A.G. romanlarının hepsi birbirinden harikadır eminim ki ama On Küçük Zenci'nin her zaman özel bir yeri olacak benim için).
   Bu kitabı sevmemin nedenlerinden biri katili tahmin etmekte en çok zorlandığım Agatha romanı olması.Sonunda gerçekten hiç tahmin etmediğim (aklıma en son gelecek insan) biri çıktı katil. Dolayısıyla diğer romanlarına oranla daha bir zevkle, daha bir heyecanla okudum. Yani anlayacağınız katil benden uzaklaştıkça okuma zevkimde doğru orantıda arttı. Eğer Agatha okuyorsan Hercule Poirot'un dediği gibi gri hücrelerini çalıştıracaksın. Onlara sahip değilsen vay haline.
  Kitapta açıklanmamış/açıklayamadığım noktalar da yok değil. Spoiler vermemek için katilin ismini vermeden ona X diyelim. Katilimiz kurbanlarını nasıl seçti? Kurbanlarının kendinleri dışında kimsenin bilmediği sırlarını nereden öğrendi? (Bazı kurbanlar için geçerli olan durum). Diyelim ki bazı ... (spoiler) sayesinde, suçlu olduklarından emin olmasada süpheli olduklarını öğrendi. Ama bu kurbanlar asla açık olarak suçlanmadılar, suçlananlar da aklandı. Hatta bazıları suçlarını yasal yollarla işlemişlerdi. :) Peki neden bu kişiler? Belkide fazla irdelemeden keyfini çıkarmak lazım kitabın. 
   Son olarak bu "On Küçük Zenci'ye ne olduğunu merak edenler: Kitaptan ufak bir alıntıyla kendilerini bilgilendirelim.




 On küçük Zenci yemeğe gitti,
        Birinin lokması boğazında tıkandı. Kaldı dokuz.
Dokuz küçük Zenci geç yattı,
Sabah biri uyanmadı. Kaldı sekiz.
Sekiz küçük Zenci Devon'u gezdi,
Biri geri dönmedi. Kaldı yedi.
Yedi küçük Zenci odun yardı,
Biri baltayı kendine vurdu. Kaldı altı.
Altı küçük Zenci bal aradı,
Birini arı soktu. Kaldı beş.
Beş küçük Zenci mahkemeye gitti,
Biri idama mahkum oldu. Kaldı dört.
Dört küçük Zenci yüzmeye gitti,
Birini balık yuttu. Kaldı üç.
Üç küçük Zenci ormana gitti,
Birini ayı kaptı. Kaldı iki.
  İki küçük Zenci güneşte oturdu,
   Birini güneş çarptı. Kaldı bir.
     Bir küçük Zenci yapayalnız kaldı.
     Gidip kendini astı. Kimse kalmadı.


                                                               Mutlu okumalar :)


                                

28 Eylül 2013 Cumartesi

Agatha Christie // Doğu Ekspresinde Cinayet



           Agatha Christie okumalarının sonuna yaklaşırken artık yazmanın vakti geldiğinin farkına varmış bulunmaktayım. Bundan dolayı okuduğum ilk Agatha romanıyla yani Doğu Ekspresinde Cinayet ile başlıyorum.
           Doğu Ekspresinde Cinayet'in iki tane önemi var benim için. Birincisi uzun yıllar sonra okuduğum ilk Agatha romanı bu. İkincisi ise bu kitapla birlikte Hercule Poirot ile tanıştım. Sıralamayı göz önünde bulundurmamış olmam dolayısla "Ve Perde İndi"'yi okuduğum için Hercule ile kısa bir sürede vedalaşmış oldum ve bu beni hiç beklemediğim bir şekilde üzdü.
           Asıl konumuza dönersek...Kitabın sonunu en başından doğru tahmin edebildim. Yanlış anlamayın, bunun nedeni kitabın basit bir sonla bitmiş olması değil, daha önce bu kitabı okumuş olmam. Yine yanlış anlamayın, bu kitabı daha önce okumadım, daha doğrusu okuduğumu hatırlamıyorum. Ama sayfalar ilerledikçe kitabı daha önce okuduğum hissi peşimi bırakmadı. Büyük bir ihtimal yıllar önce okuduğum ama okuduğumu unuttuğum kitaplardan biri Doğu Ekspresinde Cinayet...
           Trendeki herkesin Samuel Ratchett ile bir geçmişinin olması açıkcası bana "yok artık" dedirtti. Tabi cinayetin büyük bir özenle planlanmış ve her şeyin iyi sahnelenmiş bir oyun olduğunu öğrenince bu rahatsızlığım da geçti.
           Açıkcası daha fazla bir şey yazamayacağım bu kitap hakkında. Çünkü anladım ki: Agatha Christie okumak ne kadar kolay ve zevkliyse onu ve kitaplarını anlatmakta bir o kadar zor.
          Son olarak bu kitabı elime aldığımda bitirmeden önce bir kez bile elimden bırakmadığımı belirtmek isterim.


                                                                     Tekrar görüşmek üzere... Mutlu okumalar :)

17 Eylül 2013 Salı

AGATHA CHRISTIE OKUMALARI (15 - 30 Eylül 2013) EKLEME!!!



   Agatha Christie beni benden aldı....Beni kendisine o kadar hayran bıraktı ki onbeş günde okumam gereken dört kitaptan üçünü, yalnızca iki günde bitirdim. Eee geri kalan günlerde gidişatı bozup araya başka kitaplar sokacak değilim. Bu nedenle daha önceden okumaya karar verdiğim dört kitaba, üç tane yeni kitap ekledim.

   OKUYACAĞIM KİTAPLAR

On Küçük Zenci
Doğu Ekspresinde Cinayet
Cesetler Merdiveni
Fare Kapanı

EKLEDİĞİM KİTAPLAR

Ve Perde İndi
Nil'de Ölüm
Beş Küçük Domuz


                                                                                                          Mutlu okumalar :)



16 Eylül 2013 Pazartesi

Agatha Christie Okumaları Son Durum

Bu fotoğraf Biblio'nun sayfasından alınmıştır.


Agatha Christie okumalarına başlayalı henüz bir gün olmasına rağmen yarılamış durumdayım. Doğu Ekspresinde Cinayet'in akıbeti malum, ayın 15'i gelmeden okuyup bitirdim. On Küçük Zenci'ye gelince onu okumam yalnızca birkaç saatimi aldı. Şuanda ise elimde Fare Kapanı var. Onu da bugün içerisinde bitireceğimden eminim.


          Cesetler Merdivenini bu kadar çabuk bitirebilir miyim bilmiyorum. Yarın okulum açıldığı için vakit ayıramayabilirim. Ama malum ilk haftadan derslere fazla girmeyeceğimden dolayı onun için de bir boşluk yaratmaya çalışacağım. Dört kitap için ayrı ayrı değerlendirme yazılarımı ve tabi ki hepsinin sonrasında bu okumalarla ilgili genel yazımı yayınlayacağım. Şimdilik bu kadar.

                                                                                                                             
                                                                                                                      Mutlu okumalar :)

15 Eylül 2013 Pazar

AGATHA CHRISTIE OKUMALARI (15 - 30 Eylül 2013)


      Agatha Christie denince insanın aklına ilk ne gelir? Benim aklıma gelen şu: Henüz 11-12 yaşlarında küçük bir kız, babasının kütüphanesini hayran hayran seyretmek bu küçük kıza yetmemiş, sıra teyzesinin kütüphanesine gelmişti. Kütüphanenin hemen önündeki koltuğa oturmuş, kitapları seyre dalmış ve bir yandanda teyzesine kitaplarından ödünç alıp alamayacağını soruyor (o sıralar bu küçük kız henüz kendi kütüphanesini oluşturmaya başlamamıştı.). Teyzesinin evet yanıtı üzerine hemen kitapları daha dikkatle incelemeye, seçim yapmaya çalışıyor. İlk gözüne çarpan baya bir eskimiş, kapağı ilgisi çektiği için eve gitmeyi beklemeden açıp okumaya başladığı ve her cümlede daha bir merakla kitaba sarılmasını sağlayan bir eser. Ve bunu sağlayan, küçük kızı kendisine bu kadar bağlayan kitaba gelince: Agatha Christie - Koltuktaki Ölü. Zaman geçtikçe bu kız kitap kurdu olmuş, kendi kütüphanesini oluşturmaya başlamıştı. Ama nedendir bilinmez bir daha hiçbir Agatha Christie romanını okumamıştır. 
       Bahsettiğimiz kız şimdi artık 22 yaşına gelmiş bendeniz kütüphanesini oldukça genişletmiş ve Biblio sayesinde kitaplığındaki Agatha Christie eksikliğini farketmiş bulunmaktadır. Bu nedenledir ki zaten bir süredir takip ettiği Biblio'nun başlatmış olduğu bu okuma günlerine katılmaya karar vermiştir.
       Gerçeklere dönersek... 15 - 30 Eylül tarihleri arasındaki Agatha Christie okumalarına dahil olmamı sağlayacak olan kitaplar:

                          Doğu Ekspresinde Cinayet
                          Fare Kapanı
                          On Küçük Zenci
                          Cesetler Merdiveni


       Umarım mükemmel bir on beş gün geçiririz. Ve umarım en kısa sürede bu durum tekrarlanır. Teşekkürler Biblio :)


        Ayrıca belirtmeden geçemeyeceğim: Bugün Agatha Christie'nin doğum günü. Bu büyük yazar iyi ki doğmuş, yoksa bize onlarca değerli kitap bırakamazdı. Doğum günün kutlu olsun Agatha :)

  

                                                                                             Herkese mutlu okumalar :)


Not: Evet itiraf ediyorum :) 15 Eylül'ü bekleyemedim. Ve dayanamayarak bir gün önce oturup Doğu Ekspresinde Cinayet'i okudum ve bayıldım :) Bununla ilgili yazımı en kısa sürede yayınlayacağım.


Muhteşem Yaratıklar / Muhteşem Karanlık / Muhteşem Kaos - Kami Garcia / Margaret Stohl (EPSİLON YAYINEVİ )

Bu yazıyı yazmamın sebebi kitabın konusunu anlatmak,yorum girmek bla bla değil aslında. Amacım biraz stres atmak,beyin hücrelerime yayı...