Zaman Yolculuğu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zaman Yolculuğu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Eylül 2014 Salı

Kütüphanemde Okunmayı Bekleyen Kitaplarım

     Eminim her kitap kurdunun başına gelen birşeydir.  Daha okunacak kitaplarımız olduğu halde kitap almaya devam ederiz.  Ben de devamlı kitap ala ala kocaman bir liste oluştu.  Nasıl,  ne kadar sürede okurum bu kadar kitabı bilmiyorum.  Bildiğim ve emin olduğum tek birşey var o da listedeki kitaplar bitmeden de ben kitap almaya devam edeceğim.  Benim için vazgeçilmez bir durum çünkü.
     Bugün de sizlere okunacak kitaplarım nelermiş onları göstereceğim.


Cassandra Clare çok sevdiğim bir yazar.  Özellikle Cehennem Makinaları serisi benim için çok özeldir.  Tabi Ölümcül Oyuncaklar'ı sevmediğim anlamına gelmiyor bu. Serinin final kitabı olan Cennet Ateşi Şehri'ni çıktığı ilk hafta almama rağmen henüz okuma şansı bulamadım.  Tamam itiraf ediyorum araya birçok Agatha Christie romanı girdi. Ama en kısa zamanda okuyacağım.  Yani öyle umuyorum. 


Zaten biraz önce Agatha'nın devamlı olarak araya girdiğini söylemiştim.  :) Ama bu aralar o kadar çok kitabını aldım ki okuduklarım kadar okumadıklarım da hala bekliyorum beni. Bu üç kitapla da sınırlı değil tabi.


Mesela bunlar da var. Gerçi 16.50 Treni'ni bu yıl içinde okumuştum zaten.  Ama maalesef elimde kitabı yoktu.  E-kitap olarak okumuştum.  Birkaç gün önce dedim madem Agatha koleksiyonu yapmaya çalışıyorum okumuş olsam da elimde olmalı bu kitap.  E almışken de tekrar okumamak olmaz.


E bir de bunlar var. Ölüm Dalgaları"nı alalı baya oldu gerçi ama kendisine karşı biraz mesafeliyim nedense.  İstem dışı valla.


Belki yeter bu kadar Agatha Christie diyeceksiniz ama yetmiyor işte.  Koltuktaki Ölü'yü okumuştum zaten ama o zamanlar çok küçüktüm. Hâliyle tekrar okuma vaktim gelmiş bulunuyor.  Cinayet Reçetesi'ni ise ilk kez okuyacağım. 


Valla bunlar son Agatha kitapları. Cesetler Merdiveni'nin durumu Koltuktaki Ölü ile aynı.  Mezopotamya Cinayeti'ni ise geçtiğimiz haftasonu sonu aldım.  Hatta aldığım sahafın sahibi yaşlı bir amcaydı ve Agatha Christie koleksiyonu yapmama şaşırdı. " Var mı hala Agatha okuyan gençler" diye sordu bana.  Var tabi dedim,  hatta o an direk aklıma iki blog sahibi geldi.  Olmaz mı hiç :D


Pretty Little Liars delisiyim, bunu bilmeyen var mıdır acaba? ! Şaka yapıyorum tabi, nereden bileceksiniz.  Şimdi öğrenmiş oldunuz ama. Benim için hayatta üç önemli soru vardır:  Geleceğim,  Doctor kim,  -A kim? 
Sahtekar ise PLL'nin kitabı.  Daha doğrusu PLL bu seriden uyarlama.  Sahtekar ise son kitabı. 


Yüz Karası ise Karnaval serisinin ilk kitabı.  Henüz okumaya fırsat bulamadıklarımdan.


İtiraf ediyorum,  bu kitap 2 yıldır yarısı okunmuş bir halde beni bekliyor.  Zaten bu kitap bir roman değil.  Tam Benim Tipim bir font kitabı.  Dolayısıyla biraz sıkıcı olabiliyor.  Hedefim bu yıl içinde kitabı bitirebilmek.  :)


Neil Gaiman çok sevdiğim bir yazar.  Daha önce Yolun Sonundaki Okyanus ve Ara Dünya kitaplarını okumuştum.  Yıldız Tozu ise en kısa sürede okumak istediklerim arasında.  


Terry Pratchett merak ettiğim yazarlardan.  Birkaç yıl önce Kış Ustası kitabını okumuştum.  Küçük Özgür Adamlar ise azımsanmayacak bir süredir kütüphanemde okunmayı bekliyor.  Kısa bir zamanda başlamayı umuyorum.  


Renkli Peçe'nin yıllar önce filmini izlemiştim.  Gayet beğenmiş, kitabının da olduğunu öğrenince alıp okumalıyım demiştim.  Yeni baskısı yapılmadığı için bulmam baya bir uzun süremi aldı ama sonunda kitaba kavuştum.  Kısa zamanda okuyabilirim inşallah. 


Ekmek Arası listede kaçıncı sırada yer bulur kendine acaba?


Uzun zamandır merak ettiğim bir kitaptı zaten . Bu kapağı görünce de almadan edemedim.  Okunacaklar listemde üst sıralarda yer alıyor. 


Halihazırda okuduğum iki kitaptan biri 24 Saat Açık Kitapçının Sırrı.  Bir iki gün içersinde biteceğini umuyorum.  Böylece listemden bir kitap daha eksilmiş olacak.


Yıllar önce bir dergide bir köşe yazarının Yerdeniz üçlemesi ile ilgili bir anısını okumuş ve anında seriyi okumaya karar vermiştim.  İlk iki kitabını okumuş olmama rağmen bu hala okunmayı bekliyor.  Serinin üç kitaptan oluştuğunu sanmayın.  Daha devamı var.


Alice'i bilmeyen yoktur zaten. Bir türlü fırsat bulup okuyamadım hala. Tanrılar Okulu içinde aynı şey geçerli. 


İtiraf ediyorum Kubbenin Altında kitabım yarım.  Dizisini izlemeye başlamış kitabını da okuyayım bari demiştim.  Ama önce izleyip sonra okumaya kalkınca kitap pekte akıcı olmuyor doğrusu. 
Oyun kitabı ise babamdan kalan bir kitap.  Yıllardır bir türlü okumaya cesaret edemedim.  Yıl bitmeden Oyun'u okumak hedeflerim arasında. 


Cehennem Makinaları serisini sevdiğimi söylemiştim zaten.  O seriyi okuyanlar bilir.  İki Şehrin Hikayesi Will ve Tessa için önemli.  Ben de okumalıyım bu kitabı demiş ve hemen kitapçıya gidip almıştım ama bir türlü okunma sırası gelmedi
Üç Silahşor ise okumaya başlayıp bir türlü bitiremediklerimden.  Tabi ki kısa sürede bitirmeyi istiyorum.  Ne kadar çok yarım kitabım varmış benim :D


Biliyorum,  yok artık diye haykırıyorsunuz ekrana doğru ama çok az kaldı.  Asil Kan'dan başlayalım.  Aslında alıp hemen okumayı planladığım bir kitaptı ama meğerse bu kitap bir serinin devamıymış.  İlk kitabını almaya da fırsatım olmadı hala. O yüzden şimdilik beklemede. 

80 Gün kitabını da büyük bir hevesle almış olmama rağmen sonrasında okuduğum olumsuz yorumlar sonucunda bir köşede okunmaya bırakıldı.  Bir cesaret okur muyum,  hala bilemiyorum. 
Köpek Düşlerini alır almaz okumuş,  ikinci kitabı İt Dalaşını ise sonra okurum diye kitaplığımın bir köşesine atmıştım.  Zavallı aylardır okunmayı bekliyor. 


Beni Seç serini büyük bir zevkle okumuş,  Saraydan Hikayeler kitabını da çıkar çıkmaz almıştım.  Aslında aldığım ilk gün kitabın yarısını okudum (Prens kısmını yani). Ama Aspen'i sevmediğim için midir nedir onun kısmını okumak gelmedi içimden.  En kısa sürede onu da bitirmek lazım. 
Kontes ise aslında annemin kitabı.  Geçen yıl kitap fuarından hediye olarak almıştım kendisine.  Annem okumuş, beğendiğini de söylemişti ama hala okuyacak fırsatım olmadı. 


Bu seriyi bilmeyen yoktur sanırım.  Serinin ilk kitabı olan Uyumsuz'u bir gecede bitirmiştim.  Devam kitaplarını almış olmama rağmen hala okumaya fırsatım olmadı malesef.  Malum liste uzun. 


Bu kitaplar neden hala okunmadı,  neyi bekliyorlar valla benim de hiçbir fikrim yok.  Halbuki çok merak ettiğim iki kitap.  Doctor Who hayranıyım bir de sözde.  Kendimi çok ayıpladım şuanda. 


Son olarak kitaplara toplu bir bakış ...


Baya uzun bir yazı oldu. Umarım okurken çok sıkılmamışsınızdır.  Sizden bir ricam olacak yalnız.  Bu kitaplardan birini veya birkaçını okumuş olan varsa, öncelikle şu kitabı okumalısın kesinlikle,  diye tavsiye verirlerse çok sevinirim.  Teşekkürler :)




























22 Ekim 2013 Salı

AŞK TÜM ZAMANLARIN İÇİNDEN GEÇER


 Bildiğiniz gibi Yakut Kırmızı ile ilgili yorumumu yazmıştım geçtiğimiz günlerde. Seriyi bitireli bir haftadan fazla olmasına rağmen diğer kitaplarla ilgili eleştiri yapamadım hala. Bende dedim ki kendi kendime: "Artık zamanı geldi. Şu işe bir el atayım".
 Kitapların konuları şöyle:

SAFİR MAVİ: 

Acemi bir âşığı geçmişe yollamak iyi bir fikir olmayabilir!

En azından on altı yaşındaki çömez zaman yolcusu Gwendolyn böyle düşünüyordur.
Bu macerada Gideon ve Gwen dünyayı kurtarmak ya da menuet dansını öğrenmek gibi pek çok sorunun üstesinden gelmek durumunda kalacaktır. (Üstelik ikisi de hiç kolay değildir!)
Bütün bunlar yetmezmiş gibi Gideon büsbütün tuhaf davranmaya başlayınca, Gwendolyn artık hormonlarını kontrol altına alma zamanının geldiğini anlayacaktır!

Çünkü işin içinde aşk varken zaman yolculuğu yapmak pek mümkün görünmemektedir...


ZÜMRÜT YEŞİL:



Bir kadın kalbi kırıldığında ne yapar?

En iyi arkadaşını arar, çikolata yer, belki haftalarca aşk acısı çeker.

Ancak zaman yolcusu Gwendolyn Shepherd, elinde olmayan nedenlerden dolayı enerjisini başka şeylere harcamak 
zorundadır. Örneğin hayatta kalmak...

Çünkü geçmişte yaşayan Saint Germain Kontunun yaptıkları, geleceği tehlikeli bir şekilde etkilemeye başlamıştır.

Gwendolyn ve Gideon aşk acısına rağmen ipucu bulmak için 17. yüzyıldaki büyüleyici bir baloda menuet dansı yapmakla kalmayacak, kendilerini unutulmaz bir maceranın da içinde bulacaklardır...




 Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer... İşte uzun süreden sonra bana hayal kırıklığı yaşatan bir seri. Yanlış anlamayın, hayal kırıklığım kitabı beğenmemiş olmam değil. Aksine çok sevdim. Hayal kırıklığı yaşıyorum çünkü her güzel şey gibi bunun da sonuna geldim. Kerstin Gier 4. kitabı yazmadığı sürecede devam etme şansımız yok.
   Son kitap olan Zümrüt Yeşil'i bitirdiğim an... Koca bir boşluk... Şimdi ne yapacaktım ben? Sanki okuduğum her satır gerçekten yaşanmış ve devamı yaşanmaya devam ediyor ama ben bundan mahrum bırakılıyorum. Oysa devamını öğrenmeye benim de hakkım var diyorum kendi kendime... Bu sürekli başıma gelen bir şey. Özellikle serileri okuduğum zaman. Çünkü her ne kadar kısa bir zamanda bitirmiş olursam olayım bir kitaptan diğerine, ben onlarla birlikte yaşadım. Daha sonrasında ayrılamıyor insan doğal olarak. Tekrarlıyorum bu haksızlık!
   Tüm bu söylediklerimden anlayacağınız gibi ben bu seriye bayıldım! Gerçekten! Her ne kadar Gideon beni deli etsede (Bence tam bir egoist), Gwendolyn olanlardan bir haber olsada...
   Sahi sonunda ne oldu? Gideon ve Gwendolyn birbirlerini öldürdüler mi? Yoksa... yoksa birleştiler mi? Şaka şaka... Nedense söz konusu bu seri olduğunda ciddi bile olamıyorum. İyi anlamda yani!
   O zaman kısaca şöyle toparlayayım: Seriyi gerçekten çok beğendim. Kesinlikle okumalısınız. Tavsiye edebileceklerim listesinde yer alıyor. Zaman yolculuğu, aynı konuyu paylaşan birçok kitaba göre çok daha farklı bir şekilde işlenmiş. Yazar okuyucu sıkmayan, zorlamayan bir dille romanına hayat vermiş. Eğer okumaya karar verirseniz, ilk kitabı elinize aldığınız anda bir daha bırakma olasılığınız yok. Müthiş bir biçimde bağlanacaksınız. Elinizden bırakamayacaksınız.
   Bu arada, Llanfairpwllgwyngyllgogerychwyrndrobwlllllantysiliogogogoch kentini bilen var mı?

 Safir Mavi ve Zümrüt Yeşil'de altını çizdiğim yerler:


Aşkı hiçbir şey durduramaz; o ne kapı
 ne de sürgü tanır
  Ve her şeyin içinden geçer.
Başlangıcı yoktur, kanatlarını
sonsuza dek çırpar
Ve engel tanımaz.

Matthias Claudius

Meet the time as it seeks us.
(Zamanı bizi aradığı gibi karşılayalım.)

(Cymbeline Trajedisi, William Shakespeare)

Time ain't nothib' but time. It's a verse with no ryhme, and it all comes down to you.
Zaman, zamandan başka birşey değil. Kafiyesi olmayan bir mısradır, dostum, her şey sende bitiyor.

Bon Jovi

...UMUT EN SON ÖLEN ŞEYDİ...

Zaman durdurulamaz,
Ama aşk için, bazen durduğu olur.

Pearl S. Buck

"Ebediyen" birçok "şimdi"den oluşur.

Aşık olanlar ölme çünkü aşk,
ölümsüzlük demektir.

Emily Dickinson




15 Ekim 2013 Salı

YAKUT KIRMIZI


Yakut Kırmızı - Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer 
(Rubinrot - Liebe Geht Durch Alle Zeiten)

Kerstin Gier

Pegasus

351 sayfa

Nisan 2013, İstanbul







Birkaç gün önce bu seriyi okuduğumdan söz etmiştim sizlere. Tahmin ettiğim gibi dayanamadım ve 3. kitabını da aldım. Hala okuyorum. Onu okumaya devam ederken ilk kitabın tanıtımını yapmanın zamanı geldiğini farkettim. Öncelikle kısaca kitabın konusundan bahsedersek: Gwendolyn henüz 16 yaşında bir genç kızdır. Düşlediğinin aksine sırlarla dolu bir ailenin üyelerinden biridir. Buna rağmen normal bir hayat sürmektedir. Ta ki günün birinde yıllardır bunun için hazırlanan kuzeni Charlotte'nin değil kendisinin 12. ve son zaman yolcusu olduğunu öğrenene kadar. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır çünkü o Yakut'tur. Bir anda kendini 18. yüzyıl Londrası'nda bulunca her şeyi anlamıştır. Tüm bunların üzerine bir de Gideon(11. zaman yolcusu) ile tanışınca her şey daha da karmaşık bir hal alır.



Bence okunması gereken bir seri. Özellikle fantastik türü gönül vermiş biriyseniz ilginizi çekecektir. Olayların çok ağır ilerlediğini düşünsemde okurken hiçbir anında sıkılmadım. Aksine büyük bir zevkle okudum.
Gideon tam bir soru işareti. Onu anlayamayan bir tek Gwendolyn değil açıkcası. Okuyanlarda da bir soru işareti bırakıyor. Gwendolyn'i sevip sevmediğini de gerçekten hiç belli etmiyor. Elapse* oldukları zamanlarda daha fazla aksiyon yaşanmasını isterdim açıkcası. Birçok yönden eksik kalmış roman. Ama  tüm basitliğine rağmen kendini büyük bir zevkle okutturuyor.
Üç kitaplık bir seri olmasına rağmen çok kısa bir zaman dilimini kapsıyor. Dolayısıyla da olaylar ağır gelişiyor. Sanki üçüncü kitabın sonralarına kadar ağır bir şekilde ilerleyecek ve sonunda büyük bir patlama yaşayacak gibi. Tabi bu benim fikrim. Okumadan neler olacağınız bilemeyiz. Her şeye rağmen okumadan geçilmemesi gereken kitaplardan. Fazla bir beklenti ile de okumazsanız büyük bir zevk alacağınızın garantisini verebilirim.

ALTINI ÇİZDİĞİM YERLER:

Ex hoc momento pendet aeternitas.
(Sonsuzluk bu andadır.)


Aslanın pençesini körlet! Zaman ejderi.
Doyur dünyayı kendi yavrusunun canıyla;
Kaplanın çenesinden sök o keskin dişleri.
Alevlerden dirilen ankayı yak kanıyla.

William Shakespeare, XIX. Sone


"Zaman, çatlaklardan oluşan lanetli kader parçacıkları,
düzeltmek için dünyaya geldiğin." Hamlet

William Shakespeare



*Elapse: Olası zaman sıçramaları başladığında kronografla birkaç saatliğine hedeflenmiş bir geçmişe gitmek.




Muhteşem Yaratıklar / Muhteşem Karanlık / Muhteşem Kaos - Kami Garcia / Margaret Stohl (EPSİLON YAYINEVİ )

Bu yazıyı yazmamın sebebi kitabın konusunu anlatmak,yorum girmek bla bla değil aslında. Amacım biraz stres atmak,beyin hücrelerime yayı...